BAŞBAKANIN YARGISIZ İNFAZI

secil tarafından . tarihinde Can Pulak, Yazarlar kategorisine eklendi. 108 views kez görüntülendi.

Hapisteki gazeteciler ısrarla başka suçlar işlemiş gibi gösteriliyor.

Nedir bu suçlar?Vatan hainliği mi,darbe teşebbüsü mü, casusluk mu,hırsızlık mı,yolsuzluk mu,kalpazanlık mı nedir..?
Bunu söylemiyorlar.Sadece içerdekilerin, gazetecilik dışındaki suçlar nedeniyle tutuklu olduklarını tekrarlayıp duruyorlar.

Soygun,dolandırıcılık,sahtekarlık,ırz düşmanlığı filan mı yapmışlar?Santaj,tehdit,gasp,yol kesme,cinayet gibi şeyler mi acaba?İnsanın aklına bin çeşit şey getiriyorlar.

Başbakan,yardımcıları ve bazı bakanları ile çok sayıda iktidar milletvekili,televizyonlara çıkıp yargısız infaz yapıyorlar.Dosyaları mı okudular,belgeleri mi gördüler?Eğer öyleyse düpedüz suç işliyorlar.

Hani kişi mahkeme kararına kadar masumdu?Hani insanlar yargı kararı olmaksızın suçlanamazlardı?Peki,henüz davaları devam ederken,tüm gazeteciler hakkında nasıl hüküm veriliyor?Sıradan vatandaşlar yapsa neyse,ama bir Başbakan,bir bakan nasıl yapıyor bunu?Böyle sorumsuzluk olur mu?

Başbakan açıkça savcının yerine koyuyor kendini.Suçlayıp duruyor insanları.Bir ülkede yargının görevini Başbakanlar, Bakanlar yapacaklarsa,o takdirde onca hakime ve savcıya ne gerek var?AKP kadrosu tüm dosyalara elkoysun ve herkese istediği cezayı versin.

Siyaset erbabı meydanı boş buldu.İstediği gibi atıp tutuyor artık.Yüksek yargının yüksek mensupları da,sessiz sedasız oturup izliyorlar bu rezaleti.Yargı bizim işimiz,kendinizi bizim
yerimize koyup konuşmayın.Kimi suçlayacaksak biz suçlarız,biz veririz cezasını diyemiyorlar..Böyle bir sesi duyamıyoruz maalesef.Öyle olunca da,adalete güvenimiz sarsılıyor.
Hapiste 100’e yakın gazeteci var.Diyelim bunlardan bazıları yüz kızartıcı suç işlemişler.Böyle bir durum varsa,adli makamların bunu resmen açıklamaları ve gerçek gazetecileri böylelerinden ayrı tutmaları gerekir.O zaman doğruyu hepimiz öğrenmiş oluruz.Ama böyle değilse,Türkiye’de basın özgürlüğünden bahsedilemez diyen dünyayı susturamayız.

Şunu kabul etmek zorundayız ki,ülkemizde gazetecilik mesleğini istismar eden büyük bir grup vardır.Hatta günümüzde,açıkça vatana ihanet edenlere bile rastlıyoruz.Gazeteciliği kendi çıkarları için kullananlar,dün de vardı,bugün de var.Kalemini siyasetin emrine sunanların,menfaatlere paralel yazılar yazanların,iş ve ihale kovalayanların sayıları ne yazık ki,giderek artıyor günümüzde.Teröristlerle işbirliği yapanları,dağlardaki eşkiyalara mesaj getirip götürenleri,yardım kuruluşu adına toplanan paraları siyasi partilere verenleri,o paralarla dergi,gazete,televizyon kuranları unutmuş değiliz.

Başbakan bunları kasdediyorsa,yerden göğe haklıdır.Ama kasdedilenler bunlar değil,Silivri’de yatanlardır.Silivri’de yatanların içinde öyleleri var ki,vatanseverlik yarışında en ünlü siyasetçileri bile fersah fersah geçerler.Şimdi bunların yazdıkları yazılar için değil de,başka suçlar nedeniyle hapiste yattıklarını söylersek,en azından insafsızlık ve haksızlık yapmış oluruz.

Bir Başbakana,bir Bakana hapiste eli kolu bağlı,hürriyeti tahdit edilmiş insanlara sataşmak yakışmaz.Onlara yakışan iş,yargının süratli çalışmasını sağlamak,insanların suçlarını bilmeden cezaevlerinde tutulmalarını önlemek,sahte belge düzenleyerek dosyalara koyanları cezalandıracak yasaları çıkarmaktır.

Allah korkumuz varsa,gerçek bir dindarsak,yaradana saygımızdan ötürü,suçlu olduğunu bildiklerimize bile hoşgörüyle bakmalıyız.Yarın ne olacağımızı hiçbirimiz bilemeyiz.Bugün güçlü olabiliriz.Ama bu güç,savunmasız insanlara saldırı hakkını kimseye vermemeli.Güçlü kişi güçsüzleri,haksızlığa uğramışları,zor durumda kalmışları korumalıdır.

Suç işleyen varsa,yasalar karşısında suçluluğu tespit edilirse,elbette cezasını çekmelidir.Ama suçlu olup olmadığı bilinmeyenler hakkında uluorta konuşmanın ve yargısız infazlar yapmanın da bir müeyyidesi olmalıdır.Gazetecilik suç işleme zırhı olarak kullanılamaz.Suç işleyen kişi değil gazeteci,kim olursa olsun,hatta Başbakanlar bile hesap  vermelidirler.Ancak hesap verme işlemi de,siyasetçilerin çıkarlarına alet edilmemelidir.

Bugün Türkiye’de görevini tarafsız,onurlu bir şekilde,
kalemini kimseye satmadan yapan yüzlerce gazeteci vardır.
Ayrıca öyle gazeteler ve patronları vardır ki,hiçbir iktidara yaslanmadan,kimseye taviz vermeden,mesleğin genel kurallarına sadık bir şekilde yayınlarını sürdürürler.Bunlara kimse yardımcı olmaz,yaşamaları için kimse gayret sarfetmez.Çünkü böylelerinin günümüzde bir kıymeti  yoktur.Şimdi kıymetli olan, iktidar yalakaları ile menfaat peşinde koşarak gazeteciliği tanınmaz hale getirenlerdir.

Mesleğin saygın insanlarının çoğu ve kalemini asla satmayanların büyük bir bölümü,bugün evlerinde işsiz güçsüz oturuyor.Oysa Türkiye’nin şimdi onlara öyle ihtiyacı var ki…
Bunların yarısı mesleğini ifa edebilse,bugün ülkemiz bambaşka noktalarda olurdu…

Geri Bildirim gönder...