Hissettikleriniz
Hissettikleriniz yaşadığınız olayların sonucu değildir. O sadece sizin olayları açıklama biçiminizdir.
Film yönetmenlerini bir düşünün. Yönetmenler, fikrin izleyiciler üzerindeki etkisini nasıl değiştiriyor? Korku sahnesi çekerken, müziğin tipini, hangi görüntünün endişe, panik durumu yaratacağını ve hangi görüntünün heyecanlandıracağını, sesin şiddetini ve bununla beraber kamera açısını, hareketlerin miktar ve hızını, hayalin kalitesini değiştirebilirler. Korku dolu bir sahneden, duygusal bir sahneye aniden geçiş yapabilirler.
Siz de herhangi bir deneyimin, yaşamınız üzerindeki etkisini değiştirebilirsiniz. Zihninizi değiştirirseniz, durumunuzda ve davranışlarınızda da değişiklik yaparsınız.
Bir diğer örneğe AŞK’ a bakalım. Birçoğumuz için Aşk harikulade mistik bir deneyimdir. Aynı zamanda modelleme açısında da aşk’ın bir durum olduğunun farkına varmak gerekir.
İlişkileri bozan nedir? Şüphesiz ilişkileri bozan birçok faktör vardır. Bunlardan biriside, daha önce o kişinin sizi çeken özellikleriyle artık ilgi kurmamanızdır.
Örneğin; Her gün güneş doğar. Bu çok büyük bir mucizedir. Fakat bizler için bu olay, o kadar alışkanlık haline gelmiştir ki; o mucizeyi görmeyiz.
İlişkilerde de durum böyledir. Eşinizin, şimdiye kadar hoş olan deneyimlerini göz ardı edip, hoş olmayan deneyimlerini sürekli zihninize ilişkilendirmeniz; çok küçük olayları, büyük problemlere çevirmenizi sağlar.
Kişi, eşinin diş macununun kapağını kapatmamasını ya da eşyalarını sağa sola atmasını zihninde öyle çok büyütür ki; kendisine yazılan aşk mektuplarını ya da özel günlerde yaptıklarını ve söylediklerini hatırlamaz. Bu kendisini güçsüzleştiren resmi, sürekli zihninde dolaştırdıkça ya da yakın çevresindeki kişilere sürekli anlattıkça, defalarca aynı olumsuz duygu durumlarını yaşar. Zihinde bu görüntü ince bir iplik iken; süreklilik halinde, kalın bir kablo haline gelir. Düşüncelerimizi ve davranışlarımızı sımsıkı bağlar.
Böyle bir tartışmanın ortasında, sizin için gerçekten özel olarak yaptığı şeyleri hatırlar ve bu görüntüyü zihniniz de büyütür, parlaklaştırır ve yakınlaştırırsanız ne olur?
Bu durumda sevdiğiniz kişiye nasıl davranırsınız?
İletişim paternine bu şekilde bakmanız; bu günkü davranışlarınızda sizi nereye götürmekte ve siz hangi yöne gitmek istiyorsunuz?
Geçmiş başarısızlıklar ve çaresizlikler aslında bugünkü hayat düzeyini yaratan anlayışın temelini oluşturur.
Hayatınızın şartlar tarafından değil, kendi kararlarınız tarafından biçimlendirileceğine bir kere karar verdiniz mi, hayatınız o andan itibaren değişmiş demektir. İnsan hayatında değişiklik yaratmayı öğrenebilir. Bir fobiyi yener, bir ilişkinin kalitesini yükseltebilir. Bunların hepsi çok değerli becerilerdir.
Hayatınızda bazı kaldıraç noktaları bulunduğunu ve o noktada ufacık bir değişiklik yapmakla, daha sonraki hayatınızın her yönünü birden değiştirebilirsiniz.
Örneğin; Sık sık kullandığınız bir kelimeyi; kelime dağarcığınızdan çıkardığınız anda, hayatınızın duygusal haritasını değiştirebileceğinize inanmak size zor gelebilir. Bilerek ya da bilmeyerek sık sık soruduğunuz soruları değiştirmekle, neye odaklandığınızı değiştirebilir, dolayısıyla hayatınızın her gününde giriştiğiniz eylemleri değiştirebilirisiniz.
Farkı eylemler, farklı sonuçlar getirir.
Shaspeare’in Hamlet’in de belirttiği gibi : ‘’ İyi ya da kötü diye bir şey yoktur, bunları oluşturan düşüncelerdir ‘’
Yaşadığımız dünyayı nasıl yorumlayıp, nasıl tepki verdiğimiz deneyim ve davranışlarımızı nasıl anlamlandırdığımızı belirleyen gerçeğin kendisinden çok daha da gerçek olan, zihnimizde yarattığımız haritalardır.
Einstein dediği gibi ‘’ Sorunlar onları yaratan DÜŞÜNCE BİÇİMİYLE çözülemez ‘’
Bizim tüm eylemlerimiz, inançlarımız sonucudur.
Hayatımızı kendimiz yönetmek istiyorsak, inançlarımızın bilinçli komutasını elimize almamız ve bunu yapabilmek içinde inançların ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu anlamamız gerekir.
İnanç, bir şey konusunda emin olma durumudur. İnançlar davranışlarımızı yöneten bir iç temsilden yani durumdan başka bir şey değildir.
Örneğin: ‘’ Ben zeki olduğuma inanıyorum.‘’ derseniz… Ben, zeki olduğumdan kendimi emin hissediyorum ‘’ demektir. Bu emin olma duygusu, zekice sonuçlar verecek kaynakları kullanabilmenize izin verir.
Bir inancı anlamanın kolay yollarından biri, onun temel yapı taşını fikri düşünmektir. Bir fikrin inanca dönüşmesi sağlam dayanakları olması gerekir.
Bu inançlar, bizim durumumuzu tetikler. Sınırlayıcı inançlar ya da bizi güçlendirici inançlarla duygularımızın nasıl değişmekte olduğunu anlarız. Duygularımız değiştikçe zihnimizdeki herhangi bir olayın anlamı da değiştirdiğiniz zaman; neler hissettiğiniz, neler yaptığınız da değişir ve bu davranışlarımıza yansır.
İnançlarımız, belli bir durum yaratarak, duygularımızı harekete geçirir. Duygularımız ise davranışlarımızı belirler. Davranışlarımız ise alışkanlıklarımıza dönüşür.
•Sizi toparlayıp yükselten her duygu temizdir. Yalnız bir yanınızı yakalayıp, sizi çarpıtan duygu kirlidir. ( Raıner Marıa Rılke )
Geri Bildirim gönder...















