SPORDA TERÖR PROBLEMİ

secil tarafından . tarihinde Can Pulak kategorisine eklendi. 20 views kez görüntülendi.

SPORDA TERÖR PROBLEMİ

Terörle yatıp terörle kalkıyoruz.

Bölücü teröre,sportif terör de eklendi artık.Derbi maçları oldu mu,endişeye kapılıyoruz. Futbolda da,basketbolda da,hatta voleybolda da yürekleri ağzımıza getiren müthiş kavgalar çıkıyor.Stadlara,sahalara zararlar veriliyor,koltuklar parçalanıp hakem ve sporcuların üzerine fırlatılıyor.

Gerçi bunlar sadece bizde olmuyor.İngiltere’de,İtalya’da, Hollanda’da ,Yunanistan’da,Arjantin’de filan sportif terör yıllardır yaşanıyor.Bize geç bulaştı ama,kötü bulaştı işte..

Sporda büyük paralar dönmeye başlayınca,spor sanayi ve ekonomisi büyüyüp geliştikçe,sporculara trilyonluk transfer ücretleri ödendikçe,rekabetler de kızışmaya ve spor dünyamızı germeye başladı.Bu gerginlik sahalarda kalsa iyi,sokaklara da taşınca olanlar oldu ve yönetimlerin freni iyice boşaldı.

Fenerbahçe-Galatasaray maçı rezaletin son perdesi oldu.

Burada ülkeyi yönetenler de,kulüpleri yönetenler de,Federasyon da suçlu…Fenerbahçe-Trabzon maçında yaşanan olayların henüz mürekkebi kurumadan,Istanbul’daki tekrarına seyirci kaldı herkes.Doğru dürüst önlem alınmadı.

İhbarlara ve tahriklere kulak asılmadı.Öyle olunca da,kızılca kıyamet koptu.

Önce Galatasaray’ın hakkını teslim etmeliyiz.Ligi 9 puan farkla bitirmiş bir takıma play-off icadı,geçmiş Federasyonun büyük bir ayıbı oldu.Maçların yayın hakkını alan Digitürk zarara uğradı diye,Türk futboluna daha büyük zararlar vermeye ve faturalar çıkarmaya kimin ne hakkı var?

Play–off kararını eski federasyon aldı ama,yenisi de bunu düzeltmek yerine aynen uyguladı.Oysa Galatasaray’ın şampiyonluk hak ve kupasını önce verseler,sonra hasılat için sıralamadaki ilk dört takıma play-off oynatsalardı,herhalde daha adil bir durum ortaya çıkar ve bunca üzücü olay yaşanmazdı.

Avni Aker ve Saraçoğlu’nda meydana gelen hadiseler, güvenlik zafiyetini açıkça ortaya koymuştur.Geliyorum diyen tehlikeleri cılız önlemlerle geçiştirmeye çalışanlar, büyük facialara davetiye çıkarmışlardır.Trabzon ve Istanbul  Valileri ile Emniyet Müdürlerinin görev kusurları görmezden gelinemez.İhbarları dikkate alıp,en azından maçların oynanmasına ‘’güvenlik’’gerekçesiyle izin vermeyebilirlerdi.

Futbol Federasyonu maçları yabancı sahalara kaydırabilirdi.

Fenerbahçe-Trabzon maçı Ankara’da oynanabilirdi. Galatasaray’la Fenerbahçe arasındaki maç,İzmir’e verilebilirdi.Ama yapamadılar bunu,cesur davranamadılar.
İşin içine siyaset karışınca,emirler yukarlardan gelince, hadiseleri önlemek zorlaşıyor işte.

Kupanın nerede verileceği kararı bile Başbakan’dan bekleniyor.Başbakan’ın işi mi bu?Niye karışıyor böyle şeylere?Oldu olacak düdüğü alıp,maçın hakemliğini de yapsaydı .Spor Bakanı ortalarda yok ama,koskoca Federasyon Başkanı Saraçoğlu’nda idi.Kupayı soyunma odasında verecekti ki,Rize’den gelen emir demiri kesti.

Galatasaray’ın kupayı illa da Saraçoğlu’nda alma gayreti ve şımarıklığı hoş olmadı.Allahtan tribünler boşalmıştı.Yoksa facianın büyüğü orada yaşanırdı.Keza Fenerbahçe’nin de stadın ışıklarını söndürmesi ve çimleri sulamaya başlaması gerçekten ayıptı.Bunu yapmak yerine,kupanın verilişini kolaylaştırmak ve hatta rakibini sahada alkışlamak,çok şık bir davranış olurdu.

Spordaki olumsuz gelişmeleri bütünüyle ele almak lazım.Bugünlere nasıl geldik,nerede hatalar yaptık,sorunu nasıl çözebiliriz?Artık bunlara kafa yormamız gerekiyor. Şurası bir gerçek ki,hükümet sporu iyi yönetemiyor. Uzlaşmaya değil,kavgaya alışık  bir iktidarla karşıkarşıyayız.

Başbakan’ın yürüyüşü bile varoşların takdirlerini kazanıyor.

Kavgacı üslubu yandaşlarının hoşuna gidiyor.Böyle bir ortamdan,böyle bir fotoğraftan akıllı ve uslu bir duruş beklenebilir mi?
Başarısızlığın bir bedeli olmalı.Olaylar İçişleri Bakanının umurunda bile değil.Adı bile dolaşmıyor ortalıkta.İstanbul ve Trabzon Valileri hala yerlerinde oturuyor.Emniyet Müdürleri sanki hiçbirşey olmamış gibi davranıyorlar.Devlet otoritesi iyice hırpalanmış,gözü dönen taraftarlar polisleri kovalıyor. Bütün bunlar milyonlarca televizyon seyircisinin gözleri önünde oluyor.Bu rezaletlerin hesabı sorulmayacak mı,verilmeyecek mi?Verilmeyecekse eğer,bu tür olayları milletçe seyretmeye devam ederiz.

Profesyonellik sporun canına okumaya devam ediyor. Paranın gözü kör olsun.Para spora iyice dadanmadan önce,böyle üzücü olaylara tanık olmuyorduk.Türkiye’nin amatör spor döneminde efendilik,centilmenlik,saygı ve sevgi vardı.Sporcusu da böyleydi,taraftarı da,idarecisi de…Ama şimdi öyle mi?

Türk sporu kirlendi.Futbolda da,basketbolda da, voleybolda da görülüyor bu kirlilik.Gerçi kız voleybolcularımız olimpiyatlara gitme başarısını gösteriyorlar,basketbolcular NBA’da oynuyorlar,birkaç  futbolcumuz Avrupa takımlarında yer alabiliyor ama,genelde kötü bir görüntümüz var.

Spor işini ciddi bir şekilde tartışmak,masaya yatırmak ve mutlaka etkili önlemler almak şart.Aksi halde grafikteki düşme sürer ve giderek çare üretmek zorlaşır.Sporda gerekli operasyonlar ve iyileştirmeler hemen yapılmalı,fanatik taraftarlar stadyumlara ve salonlara sokulmamalı,kavga ve küfür önlenmelidir.

Şike diye ayağına kurşun sıkan,birbirini UEFA’ya şikayet eden idarecilerle bu işler yürümez.Spor yönetimimize artık bir çeki düzen vermenin zamanı gelmiştir.